Ana Sayfa  |  Hakkımızda  Reklam Hizmetleri  |   Haberler  |  İletişim

KONYA

» Hayatı
» Dilinden Dua
» MEVLANA GÜLDESTESİ99
» MEVLANADAN HAYATA
» Vasiyeti
» AKLIN ZEKATI
» Coğrafi Konumu
» ŞİİRİN RUHU 2
» DÜNYA KENTİ KONYA
» Bir Konya Hayali İçin
» TOPLU KONUTTA KONYA MODELİ
» DÜŞMAN KİM 3
» Milletvekilleri mail
» Eğitim Finasmanını Artırma Yöntemleri
» EĞİTİM ŞART MI 1
» YEŞİL KENT/ZEHİR KENT 1
» YEŞİL KENT/ZEHİR KENT 3
» YEŞİL KENT/ZEHİR KENT 6
» YEŞİL KENT/ZEHİR KENT 5
» KONYA METROSU
» MerPark-YEŞİL KONYA
» KONYA BULVARI
» MEVLANA GÜLDESTESİ
» MEVLANA GÜLDESTESİ 2
» MEVLANA GÜLDESTESİ 3
» HAYAT BİLGİSİ
» TÜRKÇEYİ FAKİRLEŞTİRMEK 2
» YEŞİL KENT/ZEHİR KENT 2
» BAŞKENT KONYA1
» TÜRKÇEYİ FAKİRLEŞTİRMEK 1
» TÜRKÇEYİ FAKİRLEŞTİRMEK 3
» BAŞKENT KONYA2
» 1001 ŞEY
» ŞİİRİN RUHU 3
» ŞİİRİN RUHU1
» ŞİİRİN RUHU 4
» BAŞKENT KONYA3
» III.DÜNYA SAVAŞI
» YEŞİL KENT/ZEHİR KENT 4
» EĞİTİM SENDİKALARI
» MEVLANADAN HAYATA
» BAŞKENT KONYA 4
» MEVLANA VADİSİ
» FELAKET
» NUMBER ONE/ŞEYTAN 1
» CİNNET
» CANAVAR KİM?
» KONYA DEPREMİ
» NUMBER ONE/ŞEYTAN 2
» ENERJİ DÜŞMANLIĞI
» BİSİKLETİ CANAVARA YEM ETMEK
» EĞİTİM ŞART MI 2
» DÜŞMAN KİM 1
» DÜŞMAN KİM3
» CANAVAR KİM
» DÜŞMAN KİM 2
» EĞİTİM ŞART MI 3
» ÜÇ KAVGASI
» MEVLANADAN HAYATA 22
» MEVLANADAN HAYATA
» HEYBELİADA MANASTIRINA GÖMÜLMEK
» HEYBELİHEYBELİADA MANASTIRINA GÖMÜLMEK 2

HZ.MEVLANA

ANKET

 

 

 

ZİYARETÇİ SAYISI

  Bugün:   3
  Toplam: 59942
  IPniz: 38.107.191.86
DÜNYA KENTİ KONYA
Bir kenti dünya kenti yapan beş şeydir.
1.Modüler Belediyecilik.
2.Ada belediyeciliği.
3.Öteleme Belediyeciliği
4.Kıyaslama Belediyeciliği.
5.Ulaşım ve MerPark Belediyeciliği
Bir kentin dünya kenti olmasını engelleyen tek şeydir.
***İmarzadeler ve imarzedelerin belediye meclisine baskısı.
Örneğin Mevlana vadisine yeni inşaat yaptırtmamak bir öteleme belediyeciliğidir. Dünyanın her değerli kentinde eski kent inşaata kapalıdır. Yalnız yıkılan yerine yapılır. Fatih camii yıkılmıştı, yeniden yapılmasaydı, bugün Fatih Camii yoktu, İstanbul'da. Bizde de Selçuklu'dan, Karamanoğullarına nice eserler yıkıldı, ama yenisi yapılmadı. 50 yıllık bir projede her belediye başkanı bir eser ekler, her gücü olan firma "Yap, işlet, devret" yöntemiyle bir tarihi köşk,konak eklerse 50 yılda Mevlana vadisi sadece tarihi eser ve turistik ticari Selçuklu dublex, triplex köşkleriyle dolar. Tarihi eserler, köşkler, köşkler , su süslemeleri, çınar, at kestaneleri ve sedir, mavi selviler, yürüme ve bisiklet yolları ve Mevlana ve Selçuklu "MiniaDünya". Dünya listesine bir numaradan giren bir vadi. Şimdi ne , her isteyen bir beton mağara yapıyor, trafik gürültüsü, egsoz kirliliği ve Kaybolan adı sömürülen Mevlana ve içi boş "dünya kenti Konya"sloganı.

ABD Sağlığa Etkiler Enstitüsü trafiğin yoğun olduğu yollara 500 metre veya daha yakın olanlar egzoz gazlarının yarattığı hava kirliliğinden çok etkileniyor.

Araştırmalar, ana yollara yakın yerlerde oturanlarda, kalp ve akciğer hastalıklarına bağlı ölümlerin daha fazla olduğu,

Günde bir saatini yolda geçirenlerin Egzoz dumanından ciddi zarar gördükleri,

 

, kalp krizi geçiren krizin tetiğini çeken nedenin ne olduğu araştırmasında

Trafikte geçirilen zamanın önemli bir etken olduğu

Yürüme, koşma, bisiklete binme sırasında akar trafiğin yoğun trafiğine maruz kalanların kalp krizi riski trafikten uzak duranlardan 3 kat fazla.

Binalar arasında çizgi park ile şehir bir baştan bir başa geçerek bisiklet ve yaya yolları buradan geçmeli akar trafik kenarından değil.

Akar trafik kenarları 50-300m çizgi park olmalı, arazi kaybı imar lehine yüksek bina ile çözülmeli ve bulvar kenarları çizgi parkın arkasına 19-33-99 kat olarak yerleşerek akar trafik zehir ve gürültüsünden mesafe, ağaç süzmesi ve yükseklik ve binalar arası boşluktan hava akımıyla uzaklaştırılmasıyla kurtulmalıdır.

Fuar alanı düzenlemesi

Konya Fuar alanı trilyonlarca Tl harcanarak yeniden düzenleniyor. Ancak ilk beş sırası boşaltılarak genişletilecek Alaaddin Tepesiyle birleştirilip, tepeden "suni fuar gölü"ne bir şelale akıtarak,trafiği ve tramvayı yeraltına veya beş sıra geriye atarak, tarihi eser ve tarihi konakların yeniden canlandırılmasıyla süsleyip, beş sıra geride kat sınırlaması olmadan yüksek kulelerle çevrilerek dünya çapında bir "yeşil meydan ve göbek" projesi yapmak varken niye yalnızca fuar alanında 5 trilyon harcanarak düzenleme yapılıyor Konya'nın elli yıllık geleceği adına anlaşılamıyor.Proje teslim tarihi geçtiği halde yapımcı firma işi niye yaz döneminde Konyalının nefes alması için teslim etmiyor o da anlaşılamıyor.Firmalar belediyenin hızına bile yetişemeyecekse belediye daha büyük projelere nasıl cesaret edecek acaba?

Beyşehir Gölü'nde Turizm ve Eğitim
    Beyşehir, Seydişehir, Akşehir, Ereğli Türkiye'yi yönetilemez hale getirme projesi olan 200 vilayete bölme projesinde il adayı idi. Büyük olma duygusu bilinç altında herkeste olduğu için yerleşim yerlerinde de doğal olarak vardır. Köyler kasaba, kasabalar ilçe, ilçeler her zaman il olmak ister. Ama bu isteğe bağlı değil gerektiği kadar yapılması zorunlu bir yapılanmadır. Yanlışlığın faturasını fakir fukara öder, kaynakların israfıyla gelecek nesiller torunlarımız öder, kimsenin kaynak israfına hakkı yoktur. Sürekli yeni il ve ilçe projesi rahmetli Özal ile birlikte tarihe geçmişti. Çok şükür yanlış olan o proje unutuldu derken sanki yeniden ilçeler hareketlenmeye başladı, cin şişeden çıkmasın denen cinsinden bir iş. Ama bu ilçeler il olmakla kazanacakları yatırımları ilçe olarak almazlarsa o proje sürekli canlı kalacak. Oysa ülkeyi yaklaşık 200 vilayete bölmek vilayet sistemini çalışmaz, hantal, israfa ve pahalılığa dayalı bir sistem haline getirerek ulusal bütünlük için zararlı bir sistem olan eyalet sistemi tartışmasıyla huzur bozmak demektir. Üç kıtaya yayılan ve merkezden ulaşım ve kontrolün mümkün olmadığı bir devirden kalan bir şeyi tarihin tozlu raflarından çıkarıp, tarihin şartlarında değil günümüzün şartlarına taşıyarak tartışmanın bize dünya ile yarışta hiçbir olumlu katkı sağlamayacağı açıktır. Bu yarış Rahmetli Özal'ın en yanlış işiydi, onunla birlikte mezarına gitmişti, şimdi yeniden hortlatılmamalıdır.
    İl yarışı çok tehlikelidir. Bu yarış başlatılırsa baskısı durmaz. Ne vatandaş geriye çekilir, ne populist siyaset, ne muhalefet iktidar yarışında ilçelere şirin görünmek isteyen parti yarışı kendini bu yarıştan çekebilir.

    Son 40 ayda 47 kanun teklifi sunulması bu yarışın nasıl bir yarış olduğunu gösterir.

    Geçtiğimiz dönemlerde 2002-2006 tarihleri arasında 4 büyük şehir belediyesi, 13 il teklifi, 50 yeni ilçe dönüştürülmesi kanun teklifleri verildi. Teklif rekoru CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan’da. Bu teklifler bile yarışın nasıl bir geri kalmama ve biz istedik yarışına dönüştüğünü ve ilerde de dönüşeceğini gösterir. 

    Bir yeni ilçe oluşumu bir ilçenin il olmasından ilk maliyet olarak maliyeti daha yüksek.

    Yeni il ve ilçeler 20 yılda onmilyarlarca dolarlık ek maliyet demektir. Tek olumlu taraf ise kamuda istihdam edilecek binlerce ilave personel sayesinde işsizliğin göreceli azalması. Oysa üretim içine yeni üretici güç eklenerek yapılmayan işsizlik azaltmanın muasır medeniyet yarışına katkısı yoktur.

     Rahmetli Özal'ın ekibi hızını alamayıp alkışı görünce Hadim il olacak diyorlar alkışı alıyorlar, gecikince faks yağmuru başlıyor, Seydişehir, Beyşehir geri kaldık endişesiyle Ankara'ya yürüyordu. Yanlışa yanlış demesini bilebilmemiz bir erdemdir. Türkiye 40 vilayet olup ilçeleri il gibi, kasabaları ilçe gibi gelişmiş olması gerekirken bu yatırımlar israf ve ölü yatırımla kalkınmaya harcanamayınca il yarışıyla daha fazla pay alma peşine düşen ilçeler 81 vilayete geldi. Bu yetmelidir. Cumhuriyetin 100.yılına 100-200 vilayetle değil didişmeyip çalışarak, üreterek, dünya ile yarışarak dünyada ilk 5-10 arasında, Cumhuriyetin 125.yılına ilk 3-5 arasında girmemiz lazım.5.000 yıllık tarihimiz, 1000 yıllık İslam dünyası öncülüğü, asırlarca "Number one" lık ve ilk 3-5 e sığan tarihimiz bu potansiyeli bize vermiş.Atilla ile Hunlar ROMA'yı vergiye bağlayıp dünyayı titretmemiş miydi? Göktürkler,Uygurlar, Avarlar, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Osmanlılar bu potansiyeli fiili kinetik güce çeviren ve dünyada ilk 1-5 te yer alan tarihimiz değil mi? Cumhuriyetin verdiği doğal  bire yüz kuvvetini(Her birey eşit ve ülkenin tam eşit sahibi olarak ortaya çıktığından toplam toplumsal güç bire 100 hatta bire bindir, ama biz bu hızı henüz tam kullanamadık, niye , çünkü kaynakları israf ediyor, az çalışıyor, çok didişiyor, az üretiyor, az ihraç ediyoruz. Dünya yarışının "mal ve hizmet üreterek, teknoloji üreterek, az didişerek tek yumruk olarak ,çok çalışarak  üretim, teknoloji, ihracatla, sporla, futbolla, müzikle" olduğunu unutmuş görünmemizden) niye değerlendirmeyelim? Demokratik laikliğin kazandırdığı, etnik köken, din, mezhep, aşiret, kabile farkını kaldırararak her bireyi eşit kılma ve ortak değerlerden yararlanma gücüyle, didişme yerine tek yumruk üretme gücüyle daha kolayşan,yüz kat binkat hızlanarak ulaşılması kolay olan ilk 3-5 te yerimizi niye almayalım? Doğu ve güneydoğuda geri kalmış illerin yarış alanı BİT-Özel İdare-Özel Sektör-Üniversite  işbirliği ile yeni ekonomik modellerle ihracat, yine aynı yapılanmanın amatör sporcu yetiştirmesiyle futbolcu ihracatı ve sporla dünya ile yarış olması gerekirken yarış kimseye huzursuzluktan başka bir şey kazandırmayacak alanlara kaymakta.
    Gebze 70,Tarsus 58,İskenderun 56,Alanya 49,Çorlu 49, İnegöl 46,Siverek 44,Kızıltepe 44,Fethiye 41,Ereğli 41,Manavgat 39,Akhisar 37,Salihli 36,Viranşehir 36,Erciş 36,Bafra 35,Nazilli 35,Dörtyol 35,Çarşamba 34,Turgutlu 34,2.Ereğli 33,Gölcük 30,Çerkezköy 30,Lüleburgaz 29,Nizip 28,Elbistan 28Bandırma 28 ,Ödemiş 28, Menemen 27,Erdemli 27,Silivri 27,Samandağ27 ,Kozan 27,Milas 27,Patnos 27,Torbalı 27,Cizre 27, Polatlı 25,Derince 25,Nusaybin 24,Söke 24,Kahta 23,Midyat 22,Ünye 20,Silifke 20,Kadirli 20 ilden daha büyük. Bu 46 ilçenin arasından şu veya bu kritere göre seçmek bu ilçelerin il yarışını kesmez, adaleti de karşılamak mümkün olmaz.. Bir ilçenin il, kasabalarının ilçe yapılmasının 20 yıllık maliyeti de “Kalkınma”ya sığmaz. Bizim 1.etap 20 yıl, 2.etap 40 yıl sadece çalışarak, üreterek, israf etmeyerek, kaynakları verimli kullanarak, tasarrufları çoğaltıp kaynağa çevirerek muasır medeniyet çıtasını atlayıp dünya birinci liginde ilk 3-5 te yer almamız gerekir, bu potansiyeli harcamak doğru değildir. Zira artık uçan kuşlar bile biliyorki 2050 yılında bizim çalışan nüfusumuz sürekli gerilerke bakmakla yükümlü olduğumuz 65 yaş üstü nüfusumuz sürekli artacak. Bir çalışan başına düşecek bağımlı nüfus sürekli artacak.Sosyal güvenlik açığını şimdi bile karşılayamıyoruz, o zamana kadar AB yi geçemezsek bu açıkları nasıl karşılarız.Nüfus ve üretici güç tıpki bugünkü AB gibi olacak, onlar kadar sermaye, teknoloji biriktiremezsek bize kim bakar. Biriktirirsek zaten dünyada ilk üçe girmişiz demektir.Onun için herkes fantazilerini 2050 sonuna saklamalı, didişme, çalışmadan, üretmeden parazit gibi , asalak gibi geçinmeye son verilmeli, kaynaklar israfa değil tasarruf ve üretime ve teknoloji geliştirmeye ve eğitimli insan gücü için öncelikle yalnızca eğitime aktarılmalıdır.
    Bugünkü eğitim düzeyiyle dünya ile başabaş yarışılmaz. O halde para verebilen %25,%50,%75 ini de karşılayacak şekilde eğitime de öğrenci ve veliler de katkıda bulunmalı ve eğitim bütçesi ve eğitim düzeyi muasır medeniyet çıtasına uygun olmalıdır. Dünya üniversite öğrencisine 15-22 bin dolar harcıyor,biz 2-3bin dolarla nasıl onlarla yarışacağız.Bütçeyi artırmadan, öğrenci kredilerini, veli katkısını devreye sokmadan, eğitimli eleman kullanarak daha çok kazanacak şirketlerin burslarını eğitim bütçesine çekmeden nasıl bütçe artırılır, nasıl yarışılır. Cambazlık mı yapacağız, yoksa yarışıyoruz sanıp 2050 de Hanyayı Konyayı görünce mi anlayacağız, akılla önceden görüp uygun davranma hakkımız, kabiliyetimiz yok mu? Yoksa aslında biz dünya ile yarışmak istemiyor muyuz? Muasır medeniyet çıtasını göğüslemek istemiyor muyuz? Buna evet öyle demeye tabi ki kimsenin hakkı ve haddi olamaz. Bu ülkeyi bize vatan bırakan atalarımız, milyonlarca şehidimiz, 5000 yıllık tarihimiz, dünya listelerinde 1-5.sırada sayısız defa asırlarca kalmış ceddimiz ve bu potansiyeli kullanamadıysanız bari niye bu kadar yanlışla bizim kullanmamızı engellediniz diye bizden hesap soracak torunlarımız buna müsade etmeyecektir. "Ey mezar-ı müteharrik bedbahtlar, çekilin mezarlarınıza, bari bize engel olmayın" diyeceklerdir. Bu kadar ağır faturayı kim yüklenebilir ki? 
    Özel üniversiteler yalnızca öğrencinin %20'sinden tam para alabilmelidir. Patronlar burs şeklinde ellerini ceplerine atmalı ve öğrencilerin %20'si %100, %20'si %75, %20'si %50, %20'si %25 bursla okumalı, yalnızca en zengin %20 burssuz, %100 ücretle okumalıdır. Kaynaklar başka yerlere değil eğitime aktarılmazsa biz ne 100.yılda, ne 125.yılda yarışı önde tamamlayamayız, kıyametin kopacağı 2050 yılında da yeterli birikimi yapamamış oluruz.2050 yi kimse unutmamalı, o tarihte nüfus AB gibi çökmeye başlayacak, çalışan nüfus yerine, bakımı zor ve pahalı 65 yaş üstü nüfus sürekli artacak, ozamana kadar musır medeniyet çıtasını yakalamadıysak, yeteri kadar bilgi, beceri, sermaye, teknoloji, ihracat müşterisi portföyü oluşturamadıysak AB,ABD gibi beyin gücü ve iş gücü de transfer edemeyeceğimizden gerçek kıyamet kopmuş demektir.Oysa bizim zamanımız var, yeterki didişme yerine çalışma ve üretme, kaynakları lüks ve fanteziler yerine üretimi ve eğitilmiş elemanı çoğaltma yönünde kullanalım. Kadınların hepsini oktup kendilerine uygun bir çalışma ortamı sağlayamazsak cahil kadınların yol açtığı sorunları nasıl çözeriz.Kadınların ev işçisi ve kuluçka makinesi gibi 2-4 eş adı altında alınıp satılmasını engellemezseniz, okutup terbiye edemeyecekleri çocukları uyuşturucu çetesinden, terör çetesinden, kapkaç çetesinden, tinercilikten, haraç çetesinden nasıl kurtaracağız, bu cahil gençlerin açtığı sorunlarla uğraşırken musır medeniyet çıtasını nasıl yakalayacağız.Herke hesabını düzgün yapmalıdır. Vatanseverlik te budur, dünya ile yarışta budur, 5000 yıllık potansiyeli kinetik enerjiye çevirmek te budur. Yeni sorunlar yaratarak kendi yarattığımız yeni sorunlarda boğulmamak ta budur. 
    O halde ilçeler yeniden il olma hevesine kapılmadan, bunlar heveslendirilmemelidir. İlçeler il yarışına  değil, muasır medeniyet çıtasını yakalama yarışına girmelidir. Bunun ön şartı "Duble yol ve hızlı trenle, havaalanı ile ülke ve dünya ulaşım ağına açılarak dünya ile yarıştırma,Turizm potansiyelini sonuna kadar açmak, tarihi eserleri kullanılabilir hale getirmek, istihdam-üretim-ihracat yatırımlarını teşvik etmek, eğitim yatırımları"nı hızlandırmaktır. Tüm il potansiyeli olan ilçelere üniversite kurulmalı,sanayide 4.grup teşvik bölgesi yapılmalı,turizme sınırsız teşvik verilmelidir.İl olsalar zaten üniversite isteyecekler, bari il masrafı ilçenin kalkınmasına harcansın.
    Halen il olan pekçok ilimizden büyük sayısız ilçe var, bu yarış başlatılmamalıdır. 45 ilçemiz 20-70 ilden, 54 ilçemiz 18-70 ilden, 67 ilçemiz 17 ilimizden, 81 ilçemiz halen il olan 10 ilimizden, 114 ilçemiz halen il olan 1-70 ilimizden daha büyüktür. Afşin, Çorlu, Elbistan, Çerkezköy, Nusaybin, Erbaa, Midyat , Turhal , Kızıltepe , Akçaabat, Milas , Siverek , Fethiye ,Viranşehir , Bodrum ,Birecik ,Ünye , Suruç ,  Fatsa , Erciş, Çarşamba , Sorgun, Bafra , K.Ereğli , Vezirköprü , Cizre, Kadirli , Silopi, Kahta , Kozan, Tatvan, Patnos, İnegöl, Polatlı, Gemlik, Alanya,Biga, Anamur, Manavgat, Bismil, pek çok ilden büyük. İl yarışı "adalet"e ve "kalkınma"ya aykırı.20 yıllık kasabaların ilçe, ilçelerin il olma maliyeti 20 yıl bu ilçelere harcansa o ilçelerin hepsinin üniversitesi olur, duble yolu ve tren yolu olur. Duble yol, hızlı tren, havaalanı ve üniversiteyi her ilçe il olmaya tercih etmek zorundadır. İlçeler il olmayı bunlara kavuşmak için tek şart olarak görmektedir, bunun aksini yapmak daha ucuza malolacaktır. İlçe ile bağımlı olmaktan bürokratik işlemleri yerinde yapmaktan hoşlanır, bakanlıklar valiliklere yetki devrederken, valiliklerde daha çok yetkiyi ilçeye devrederse ilçe hem başkente gitmekten, hem ile gitmekten daha fazla kurtulur ve daha çok memnun olur. Dünya yarışı il olmakla değil bu imkanlara sahip olmakla yapılır, bizim fantaziye değil dünya yarışında önde gitmeye ihtiyacımız var.İlçeler il olmakla bir şey kazanmazlar, dünya yarışında öne geçmekle dünya pastasından alacakları paylar artar. Seçerek adaletsizlik yapılmamalı.
    Kaynaklar bürokratik yatırıma değil üniversite, üretim teşviki, turizm ve spora yatırılmalı.Spor üniversiteleri ve yatılı okulları gelmeli.
    Anamur bir kapalı kutu.Silifke Erdemli üzeinden Mersin'e gidemiyor, yolu çok dağlık ve uzak. Gazipaşa Alanya üzerinden Antalya'ya gidemiyor, yolu çok dağlık ve uzak. Ermenek,Karaman,Konya,Ankara, İstanbul bağlantısı en kalifiye güzergah, her işi görüyor. Ama kısacık Anamur-Karaman güzergahına tünelli, bölünmüş yollu, trenli yatırım yapılmıyor. Oysa bunlar olsa yapılacak Anamur limanına İstanbul, Ankara, Konya bağlanacak, Türkiye Akdenizi bir kez daha kazanacak, İç Anadolu, başkent, Konya denize ulaşacak, sanayi Akdeniz limanından ihracata kavuşacak herkes ve her yer dolayısıyla Türkiye kazanacak. Anamur il olsa ne kazanacak, yine her yere kapalı olacak. Oysa  bir kıyı şehri ne ister. Yayla ister, başkente ve dünyanın incisi İstanbul'a kolay ulaşım ister. Anamur il olup sadece kaynak israfına yol açacağına;
*Tünel ve köprülerle, duble yol ve hızlı trenle Karaman-Konya-Ankara-İstanbul'a bağlansa,
*Yapılacak Anamur limanıyla buraları Akdenize bağlasa,
*Başkent ve İstanbul'a en kestirme güzergah olarak kendisi de il olarak Karaman'a bağlanarak hem ülkeye , hem yaylaya, hem dünyaya kavuşsa,
*Gazipaşa,Anamur,Silifke ulaşımı denizden turizm teşvikli ve sübvansiyonlu yapılsa, araçlar hem zahmetten kurtulsa, hem doğa bozulmasa, araçlar Silifke ve Gazipaşa'da karaya çıksa,
*Anamuryum tarih turizmi yatırımı alsa ve Anamur turizmden Anamuryumla payını alsa, Anamuryum utanç kaynağı çöp yığını olmaktan kurtulsa,
*Anamur Muz Üniversitesi üniversitesi kurulsa, Anamur muzu bilimsel destekle bir dünya markası olsa daha ne ister. Hem ülke kazanır, hem Anamur kazanır. Anamur vilayet olsa da bunların bir kısmını kazanacak, ama kaynak bürokrasiye gittiğinden çoğundan mahrum kalacak, ülke kaynakları çarçur edildiğinden ülke de bir şey kazanamayacak, başımız göğe mi erecek?
    Seydişehir-Beyşehir arasını birleştirecek bir "Gölşehir üniversitesi", Seydişehir Antalya arasının bölünmüş yol hiç olmazsa tamamının üç şeritli yol olması, hiç olmazsa bir kaç dalda 4.derece teşvik bölgesi olması, Seydişehir-Beyşehir arası kamu arazisinin %1imarla 20.000m2lik çiftlik ve 18 uygulamasıyla hamurlaştırılarak %5 imarla %95'i yeşil alan olarak parsel parsel toplu konut projelerine tahsis edilmesi il yarışı ve israfından daha önemli değil midir? O zamana kadar Beyşehir- Seydişehir arasına Selçuk üniversitesinin bölünmesiyle oluşacak 2.üniversiteye bağlı Su Ürünleri, Göl taşımacılığı, Orman fakültesi kurulabilir.Beyşehir gölünde balıkçılar balık turizmi başlatmalı, en azından yerli turistler güvenli ekipmanlarla balık tutma seferlerine çıkmalıdır.
    Türkiye'nin ABD eğitim standartlarına sayı olarak yaklaşabilmesi için 980 üniversiteye sahip olması gerekiyor. Bunun yolu il furyası zamanı il olma mücadelesi veren ilçelere üniversite kurmaktan geçer.Siverek'ten Nazilli'ye, Akşehir'den Anamur'a bütün büyük ilçelere üniversite kurulmalıdır.
    Bu durumda Akşehir Nasrettin Hoca Üniversitesi, Ereğli İvriz Hitit Üniversitesi bir an önce kurulmalı ve il hayali safsatasına bir son verilmelidir.
    Bu kadar üniversiteye, hele ilçelere nasıl öğretim üyesi bulunacaktır. Üniversiteler bırakın ilçeyi sadece üniversiteden oluşan üniversite kasabalarında bile olabilir, hatta uygulama bölgesi adı altında kasabasını kendisi de idare eder ve öğrencilerin pratik stajını tamamlayabilir, bunlar bile mümkün ken ilçede üniversite olamaz tartışması doğru değildir. YÖK kadro planlamasıyla, yurt dışı doktoralarını sadece yeni kurulacak üniversitelere kullandırarak sorunu çözebilir.
    YÖK başkanı YÖK kalksın, ABD de YÖK mü var demiş. Kaynakların kıt olduğu ülkede üniversitelerin öğretim üyesi ve maddi kaynaklarını ortak kullanması gerekir. Bölüm organizasyonlarını bazen bölüşerek kullanması gerekir. Her Tıp fakültesi her branşında dünyayla yarışamayacağına göre her Tıp Fakültesi bir bölümde dünya ile, bir bölümde ülke içi yarışa sokularak bu iki bölümde kardeş üniversitelerin öncüsü, diğer bölümlerde standart Araştırma-Eğitim-Uygulama hizmeti verebilir örneğin. Bu YÖK'le de olamayacaksa gelişme derecesine göre 5 gruba ayrılacak üniversitelerden her gruptan dört olmak üzere 20 üniversite kardeş olmalı, işbirliği, kaynak paylaşımı, kaynak ve alt yapı israfı önlenmelidir. Örneğin SUNY. New York'un 64 üniversitesi ve yüksekokulunu çatısı altına toplayıp kaynak,altyapı, öğretim üyesi ve öğrencilere alternatifler geliştiren bir oluşum. SUNY'nin 64 kampusunde toplam öğrenci sayısı 417.000'dir, iki yıllık önlisans mezunlarının tamamına lisans tamamlatmaktadır. Her üniversiteyi komple ulusal yada uluslararası eşit yarıştırmak isterseniz hiçbirinde çıtayı göğüsleyemezsiniz. Oysa öğrenci, öğretim üyesi, alt yapı, kaynak ve organizasyon işbirliği her grupta birkaç bölümü uluslarası arenada , bir kaç bölümü ulusal bazda başa yarıştıracak diğer bölümlerde de ülke çıtasını yukarı çekmeye çalışacaktır. Bu ilçe kampuslerini ayakta tutar. Kampus işletmeleri ve kampus içi işletmelerde staj,tecrübe ve okul masraflarını çıkarmak için öğrencileride çalıştırmak şartıyla. İki yıllık yüksekokulların başarılı öğrencilerine (en az %50-75'ine) aynı bölümlerin devamı ve benzer alanlarda lisans tamamlama hakkı da verilerek yüksek öğretim ve kaliteli eleman sıkıntısı aşılmış olacaktır.
9
9
 

SERBEST KÜRSÜ

» Bir Konya Hayali Yazın
» Yazılmış Konya Hayalleri

DUYURULAR

• Sitemizin yenilenen tasarımıyla karşınızdayız

LİNKLER

Konya Valiliği
Konya Büyükşehir Belediyesi
GÜNLÜK GAZETE
ZAZADİN HAN
SONDEPREM KANDİLLİ
CANLI SPOR
KARGOFAYTONBİS
KONYA

Powered and Designed by Altynasyr Network

Ana Sayfa  |  Hakkımızda  Reklam Hizmetleri  |   Haberler  |  İletişim

Copyright © Konyasehri.com 2004